Avrupa, Ukrayna Için Ortak Savunma Girişimlerini Güçlendirme çabasında

Avrupa Birliği (AB) ve başat üyeleri, son dönemde hız kazanan Ukrayna’da barış çabaları ve savaş sonrası güvenlik garantileri görüşmeleri çerçevesinde bir yandan ABD ve NATO ile koordinasyona diğer yandan özerk savunma sanayi girişimlerine yoğunlaşırken, Rusya’ya yönelik baskının artırılması üzerine çalışıyor.

📲 Artık haberler size gelsin

AA’nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı

🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

AB Savunma ve Dışişleri Bakanları, Dönem Başkanlığını 1 Temmuz’da devralan Danimarka’nın ev sahipliğinde “Gymnich” formatlı gayriresmi toplantılarda iki gün üst üste bir araya geliyor.

İlk olarak AB ülkelerinin savunma bakanları, “AB’nin Ukrayna’da askeri desteği” başlıklı oturum için Kopenhag’da toplandı.

AB için Ukrayna’daki sıcak askeri ve diplomatik gelişmelerin gündeme hakim olduğu bir yaz arasından sonra ilk kez yüz yüze toplanan bakanlar, AB’nin Ukrayna’ya yönelik savaş süresindeki askeri desteklerini ve savaş sonrası dönemde verilecek güvenlik garantilerini masaya yatıracak.

NATO’nun son dönemde geliştirdiği yeni destek mekanizmaları ile AB’nin kendi savunma üretimini güçlendirme hedefleri, odak noktası olarak öne çıkıyor.

Toplantının uluslararası bağlamı, 18 Ağustos’ta Washington’da gerçekleşen ABD-AB-NATO üçlü zirvesinde alınan kararlara dayanıyor.

5. madde benzeri güvenlik garantileri

Bu zirvede taraflar, Ukrayna için NATO Anlaşması’nın 5. maddesine benzer güvenlik garantilerinin oluşturulması yönünde mutabakata vardı.

Söz konusu güvenlik şemsiyesi, Ukrayna’nın savaşı kazanmasının ardından maruz kalabileceği yeni tehditlere karşı ABD’nin de doğrudan dahil olduğu bir caydırıcılık mekanizması kurulmasını öngörüyor.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Kopenhag’daki toplantının girişinde, AB’nin vereceği güvenlik garantilerinin Ukrayna’nın silahlı kuvvetlerine yönelik eğitim misyonu ve savunma sanayisine destek olacağını, bu konuda görüşmelerin sürdüğünü ve kararı üye ülkelerin vereceğini söyledi.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 22 Ağustos’ta Kiev’de yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya yönelik güvenlik garantilerinin, Rusya’nın bir daha asla saldıramayacağı düzeyde olmasını sağlamak için Ukrayna, ABD ve Avrupalıların birlikte çalışmaya başladığını bildirmişti.

“PURL” girişimi

NATO’nun başlattığı “Öncelikli Ukrayna İhtiyaçları Listesi” (PURL) adlı girişim, müttefik ülkelerin ellerindeki ABD menşeli silah ve mühimmatın doğrudan Ukrayna’ya sevk edilmesini teşvik ediyor. Şimdiye kadar AB ülkeleri içerisinde Almanya, Hollanda ve Danimarka bu çerçevede toplamda yaklaşık 500 milyon dolarlık askeri yardımda bulunacaklarını taahhüt etti.

AB kaynaklarına göre, bu miktar gelecek haftalarda artabilir. Brüksel’deki diplomatlara göre, NATO içinde bu yardım planının sürekliliği konusunda geniş bir uzlaşı oluşmuş durumda.

“SAFE” girişimi

Öte yandan AB, kendi savunma üretimini bağımsızlaştırmak amacıyla geliştirdiği “Avrupa için Güvenlik Eylemi (SAFE)” girişimiyle 150 milyar avroya kadar çıkabilecek bir kredi havuzu oluşturmayı hedefliyor. Girişim, AB içinde ortak üretimi ve tedariki teşvik ediyor.

Şimdiye kadar Fransa, İtalya, İspanya, Belçika, Polonya, Bulgaristan, Hırvatistan, Çekya, Estonya, Finlandiya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönerimi (GKRY) bu kredi mekanizmasına başvuru yapma niyeti bildirdi.

Kiev’e saldırı, Brüksel’de siyasi tepkiye neden oldu

Washington zirvesinden sonra AB liderlerinden hem ABD’nin koordinasyonundaki diplomatik sürece hem de ortak girişimlerle güvenlik garantilerine katılma konusundaki iradeye dair mesajlar yoğunlaştı.

Dün Rusya’nın Kiev’e saldırısında AB’nin ofisinin de zarar görmesi, Brüksel’deki tonu daha da sertleştirdi.

AB liderleri, Rusya’nın “masaya oturması” ve Avrupa’nın güvenliğinin garanti altına alınması gerektiği mesajlarında birleşti.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, mesajlarını iletmek için ABD Başkanı Donald Trump ile telefon görüşmesi yaptığını duyurdu.

“Avrupa başkentleri için Amerikan katılımı hayati önemde”

Brüksel merkezli Wilfried Martens Avrupa Çalışmaları Merkezi savunma uzmanı Ionela Maria Ciolan, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, NATO Zirvesinin ardından transatlantik ilişkilerde görece bir iyileşme olduğunu ancak Avrupalıların ABD tarafından tamamen güvence altına alındıklarını düşünmediklerini belirtti.

Donald Trump yönetiminin Ukrayna’nın NATO üyeliğine karşı çıkmaya devam ettiğini hatırlatan Ciolan, buna rağmen Washington’ın Kiev’e “5. madde benzeri” güvenlik garantileri üzerinde çalıştığını ifade etti.

Ciolan, bunun müttefiklere doğrudan askeri müdahale yükümlülüğü getirmediğini ancak saldırıya uğrayan ülkeye gerekli görülen tüm yollarla destek verilmesini öngördüğünü vurguladı.

Savunma uzmanı Ciolan ayrıca, “ABD, bu çerçevede Ukrayna’ya istihbarat, keşif-gözetleme, komuta-kontrol işlevleri ve hatta hava desteği sunmayı değerlendiriyor. Avrupa başkentleri için Amerikan katılımı hayati önemde çünkü ABD olmadan Rusya’nın Avrupalı barış ya da güvence kuvvetlerini ciddiye almayacağı düşünülüyor.” değerlendirmesini yaptı.

PURL ve SAFE çelişmiyor

Avrupa’nın güvenlik mimarisinde tartışma yaratan NATO’nun PURL ile AB’nin SAFE mekanizması arasında çelişki olmadığını ifade eden Ciolan, şunları kaydetti:

“PURL, Ukrayna’nın acil cephe ihtiyaçlarını hızlı biçimde karşılamayı hedefliyor. SAFE ise orta vadede Avrupa’nın savunma sanayi kapasitesini güçlendirmeye yönelik. Kısaca PURL bugünün, SAFE yarının güvenliğine hizmet ediyor.”

Avrupa, temkinli bir iyimserlik içinde

Ciolan, Trump yönetiminin NATO’ya bağlılığını yeniden teyit etmesinin Brüksel’de olumlu karşılandığını aktararak, ABD’nin NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanlığına (SACEUR) General Alexus Grynkewich’i atamasının ve NATO ile AB’ye yeni büyükelçilerin hızlıca onaylanmasının güven artırıcı adımlar olduğunu dile getirdi.

Avrupalıların artık tamamen “terk edilme korkusu” yaşamadığını anlatan Ciolan, “Ancak ABD askerlerinin Avrupa’dan çekilmesi ihtimali, teknoloji düzenlemelerindeki anlaşmazlıklar ve Ukrayna’da barış sürecine ilişkin görüş ayrılıkları endişeleri tamamen ortadan kaldırmıyor.” tespitini yaptı.

Rusya’nın AB misyonuna saldırısı

Rusya’nın 27 Ağustos gecesi Kiev’deki AB temsilciliğini hedef alan saldırısına değinen Ciolan, bunun Viyana Sözleşmesi’nin açık ihlali olduğunu belirterek “Saldırı, AB’nin Putin üzerindeki baskıyı artırması için bir fırsat yarattı. Ancak Moskova’nın barışa niyeti olmadığını da açık biçimde gösteriyor. Kremlin halen maksimalist bir saldırganlık stratejisini sürdürüyor. Gerçek bir değişim için ABD’nin uygulayacağı ağır ekonomik yaptırımlar belirleyici olabilir.” ifadelerini kullandı.

Anadolu Ajansı. Referans bağlantısı here.