Kazakistan, Dünyada Kitle Imha Silahlarından Vazgeçen Nadir ülkelerden Biri Olarak Biliniyor

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) “nükleer silah üssü”, Birliğin dağılmasıyla 1991’de bağımsızlığını ilan eden Kazakistan, bir anda 100’den fazla füzeden, 1040 nükleer başlıktan, 40 stratejik füze taşıyıcı uçaktan ve 370 seyir füzesi başlığından oluşan kitle imha silahlarına sahip oldu.

📲 Artık haberler size gelsin

AA’nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı

🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Kazakistan, o dönemde güç bakımından dünyanın dördüncü en büyük nükleer silahına sahip tek Müslüman ülkesi olarak kayıtlara geçti.

Semipalatinsk (şimdiki Semey) gibi nükleer deneme sahaları bulunan Kazakistan, aynı zamanda ham uranyumun büyük rezervinin yanı sıra uranyumu zenginleştirme ve askeri amaçlarla daha ileri düzeyde kullanma konusunda teknik kapasiteye de sahipti.

Bu durum, ABD başta olmak üzere uluslararası toplumun dikkatini Kazakistan’a çevirdi.

Eylül 1991’de eski ABD Dışişleri Bakanı James Baker, Kazakistan’ı ziyaret ederek dönemin Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ile görüştü.

Nazarbayev, görüşmede kitle imha silahlarından vazgeçmeleri için nükleer tehdit durumunda ABD’den güvenlik garantisi verilmesini ve ülkenin petrol sahalarının geliştirilmesini istedi.

Aralık 1991’de Kazakistan, stratejik silahlar üzerindeki kontrolü Moskova ile ortak yönetim altında sürdürmeyi planlayarak Ukrayna ve Belarus ile nükleer silahların Rusya’ya taşınması konusunda anlaşmaya vardı.

Mayıs 1992’de Nazarbayev, Washington’a ziyareti sırasında Kazakistan’ın Tengiz petrol sahasının geliştirilmesi için ABD’li şirket Chevron ile anlaşma imzalarken ABD hükümeti de Kazak ekonomisine yatırım yapacaklarını açıkladı.

Bu ziyaretten birkaç gün sonra, 23 Mayıs 1992’de Portekiz’de Kazakistan, ABD, Rusya, Ukrayna ve Belarus arasında START-1 Anlaşması’na (ABD ile Sovyetler Birliği arasında 1991’de imzalanan Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması) ek olarak Lizbon Protokolü imzalandı.

Protokol, 3 eski Sovyet ülkesi Kazakistan, Belarus ve Ukrayna’nın kısa sürede Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) katılmasını öngörüyordu.

ABD’nin 1994’te Kazakistan’a nükleer silahlarla saldırmayacağına ve saldırı tehdidinde bulunmayacağına dair maddeler ise Nazarbayev ile dönemin ABD Başkanı Bill Clinton tarafından Washington’da imzalanan ortak bildirgeye dahil edildi.

NPT’ye 1994’te katılarak nükleer silahlardan resmen vazgeçen Kazakistan, aynı yıl Rusya, İngiltere ve ABD ile “Güvenlik Güvence Muhtırası” imzaladı. Daha sonra güvence muhtırasına Çin ve Fransa dahil oldu.

Bağımsızlığının ilk yıllarında sosyoekonomik çöküntüde olan Kazakistan, nükleer cephanenin ortadan kaldırılması ve taşınmasındaki sorumluluğu Rusya ve ABD’nin üstlenmesini istedi.

Kazak hükümeti, nükleer silahların taşınmasından sorumlu Rus tarafına savaş başlıklarındaki nükleer malzemenin maliyetini karşılamasını kabul ettirdi. ABD ile düzenlenen gizli operasyon sonucunda nükleer füzelerin ana bileşeni olan yaklaşık 600 kilo zenginleştirilmiş uranyum, Kazakistan’dan bu ülkeye sevk edildi.

27 Mayıs 1995’te eski Semipalatinsk Nükleer Deneme Sahası’ndaki tünelde son nükleer yük imha edildi, 1996’da stratejik bombardıman uçakları Kazakistan’dan Rusya’ya taşındı.

1,5 milyon kişi radyoaktiviteye maruz kaldı

Nursultan Nazarbayev’in Kazakistan Cumhurbaşkanlığının internet sitesinde yer alan makalesinde ise dünyanın en güçlü dördüncü nükleer cephaneliğinden vazgeçmelerindeki nedenlerden birinin ülkenin doğusunda 40 yıl aralıksız faaliyet gösteren Semipalatinsk Nükleer Deneme Sahası olduğunu ve bu süre zarfında 1,5 milyon kişinin radyoaktiviteye maruz kaldığını belirtti.

Nazarbayev, “Barış zamanında nükleer silahların korkunç etkilerinden bizim kadar acı çeken başka bir ülkenin olmadığına inanıyorum. Küresel ölçekte barış ve güvenliği sağlama gibi yüce hedefler uğruna böylesine hassas bir alandaki ulusal çıkarlarımızı feda ettik.” değerlendirmesinde bulundu.

Eski Sovyetler Birliği yönetimi tarafından 1947’de Kazakistan topraklarında birliğin ilk nükleer deneme sahası olarak kurulan Semipalatinsk Nükleer Deneme Sahası’nda 40 yılda 456 kez nükleer deneme yapıldı.

Radyoaktif izotoplarla kirlenen bölgede engelli olarak dünyaya gelen çocukların sayısı kadar çift başlı doğan hayvanların sayısı da arttı. Bu durum halk arasında büyük endişeye neden olurken 1989’da Kazak şair Oljas Süleymenov’un kurduğu “Nevada-Semipalatinsk” Anti-nükleer Hareketi ile nükleer deneme sahasının kapatılmasına yönelik faaliyetler aktif olarak yürütülmeye başladı.

“Uluslararası Nükleer Denemelere Karşı Eylem Günü”

Ülke genelinde çok sayıda kişinin katıldığı mitinglere neden olan hareketin çağrıları amacına ulaştı. 19 Ekim 1989’da Semipalatinsk Nükleer Deneme Sahası’nda son nükleer test gerçekleştirildi.

29 Ağustos 1991’de faaliyeti resmen durdurulan Semipalatinsk Nükleer Deneme Sahası’nın kapatıldığı gün ise Birleşmiş Milletler (BM) tarafından “Uluslararası Nükleer Denemelere Karşı Eylem Günü” olarak kutlanıyor.

Öte yandan, bu yıl bağımsızlığının 34. yıl dönümünü kutlayan Kazakistan, bu sektörde önemli geçmişe sahip ülke olarak nükleer enerjinin geliştirilmesi konusunda stratejik adım attı.

Dünyadaki ham uranyum rezervlerinin yüzde 40’ına sahip olan ülke, ilk nükleer enerji santralinin inşasına başladıklarını duyurdu.

Anadolu Ajansı. Referans bağlantısı here.